hayat canımı sıkıyor bazen, bazen delicesine sevindiriyor beni. yine kendimi yollara vurduğum bir rotanın sonunda öyle güzel bir haber aldım ki yorgunluktan dibe vurduğum bir anda havalara sıçramama neden oldu. hoşgeldin utku bebek bu garip dünyaya... 3 hafta arayla aldığım 2 haber beni yine büyüttü biraz daha.
hayat akıp giderken güzel insanlar çıkıyor karşıma monotonluğun ortasında. seviniyorum hatta kaybetme korkusu bile yaşıyorum kaosta... kaos bazı hediyeler göndermişti bu bayram bizlere. "yaşamak güzel şey her ne olursa olsun". sanırım bu yazının kıssadan hissesi bu.
[uçakta, zaman gezginin karısı (time traveller's wife) diye bir film izlettiler bize, bittikten sonra birçok şeyi gözden geçirdim hayata dair. yumuşak ve güzel düşüncelerdi.]
29 Kasım 2009 Pazar
11 Kasım 2009 Çarşamba
nokta hakkında...
sıcak bir endülüs gününde bişeyler karalamışım. şimdi elime geçti paylaşmak istedim;
""yazılmış olanı geri almanın olanaksızlığı hem iyi hem de kötü aslında.
Nokta hakkında çok şey yazılıp söylenmiş olsada, her hareketin sonunda istemesekte belirir.
Güzel ya da çirkin gözetmeksizin bitmenin tadı başka bir şeyde yoktur.
Acısı kıymetli, "dayanılmaz" ve yararlıdır.
Nokta acısı adres ve zaman fakiridir.
Büyümenin şah damarında nabız kaçtır acaba?
Bilmek pek mümküniyet dahilinde değildir.""
""yazılmış olanı geri almanın olanaksızlığı hem iyi hem de kötü aslında.
Nokta hakkında çok şey yazılıp söylenmiş olsada, her hareketin sonunda istemesekte belirir.
Güzel ya da çirkin gözetmeksizin bitmenin tadı başka bir şeyde yoktur.
Acısı kıymetli, "dayanılmaz" ve yararlıdır.
Nokta acısı adres ve zaman fakiridir.
Büyümenin şah damarında nabız kaçtır acaba?
Bilmek pek mümküniyet dahilinde değildir.""
9 Kasım 2009 Pazartesi
gözyaşları
uzunca zamandan beri ellerim yazmak konusunda endişeliydi, içim dökülmek istiyordu ama yapamıyordum ta ki bu içimin sökülmek istediği "KARA" güne değin.
daha önce hiç tanımadığım göğüs ağrıları içinde uyumaya çalışırken annem telefonun diğer ucunda bu güne kadarki en kötü cümlesini kurduğunda saat tam 4'ü gösteriyordu ve çaresizlik diz boyuydu.
bir parça zamandan sonra gün ışırken düşündüm ki biz ne salak ipe sapa gelmez şeyleri sırtımıza ve kalbimize yükleyip geziniyomuşuz sokaklarda.
bizim yaşadıklarımızın yarısını bile yaşayamayan 14 yaşında bir kız çoçuğu melek olduğunda yaşamak denen şey avucumda bir oyuncağa dönüşüyormuş meğer...
Anladım. (anlamaz olaydım!)
daha önce hiç tanımadığım göğüs ağrıları içinde uyumaya çalışırken annem telefonun diğer ucunda bu güne kadarki en kötü cümlesini kurduğunda saat tam 4'ü gösteriyordu ve çaresizlik diz boyuydu.
bir parça zamandan sonra gün ışırken düşündüm ki biz ne salak ipe sapa gelmez şeyleri sırtımıza ve kalbimize yükleyip geziniyomuşuz sokaklarda.
bizim yaşadıklarımızın yarısını bile yaşayamayan 14 yaşında bir kız çoçuğu melek olduğunda yaşamak denen şey avucumda bir oyuncağa dönüşüyormuş meğer...
Anladım. (anlamaz olaydım!)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)