27 Şubat 2010 Cumartesi

gıcırtı köşkünde zaman tribülansı

doludan boşa ve boştan dolu kısma hayat cam bir şişede çalkalanırken, zaman tribülanslarında beyaza yürüyor saçlarım. son nefesini verip çizginin hemen ardısıra yere kapaklanan atletler ya da tırmanma etabında ciğer parçalayan bisikletçiler düşer aklıma bazen, "kalb" milyon çarparken hayatta kalabilmek tek ve biricik amaçtır o anlarda. peki ya hayatı istemezsek...?
baksanıza, hayat çizgilerden ibaret ve o çizgiler ki beyaz suları katıp önüne ilerleyende gizli.

24 Şubat 2010 Çarşamba

eskimo

çığlık çığlığa üç kez bağırdım okyanusun derinliklerine dek. siyahlı beyazlı balıklar geçip gittiler ters ters bakıp gözlerimin içine. sesim galiba yırtılmıştı, anlayamadım çünkü kafamı denizin içinden çıkardığımda konuşacak kimse kalmamıştı etrafımda; tüm balıkçıllar, tur tekmeleri, okyanus parasütçüleri, küçük ve büyük yerkenliler... hepsi, hepsi gitmişti.

derin bir nefesle kıyıya ayak basmam kaç gün sürecek acaba?

en derinlerde bir kelime etsek, pirinç tarlalarında yüzsek?

eskimo arkadaşım için damien rice anlatsın iyisi mi...

''Tiredness fuels empty thoughts
I find myself disposed
Brightness fills empty space
In search of inspiration
Harder now with higher speed
Washing in on top of me
So I look to my eskimo friend
I look to my eskimo friend
I look to my eskimo friend
When I'm down, down, down.

Rain it wets muddy roads
I find myself exposed
Tapping doors, but irritate
In search of destination
Harder now with higher speed
Washing in on top of me
So I look to my eskimo friend
I look to my eskimo friend
I look to my eskimo friend
When I'm down, down, down.

Kosketa minua - Touch me
Älä käsilläsi - Not with your hands
Vaan niin että tunnen sinut - But so that I feel you

Halaa minua - Hug me
Älä käsilläsi - Not with your hands
Mutta sielussasi - But within your soul

Minä kaipaan eskimo-ystävääni - I miss my eskimo friend

When I'm down, down, down.
When I'm down, down, down.
When I'm down, down, down.''

9 Şubat 2010 Salı

"gerçekten zorlanıyorum bazen yaşarken"

"gerçekten zorlanıyorum bazen yaşarken" gibi türk dil kurumuna aykırı bir cümle düştü aklıma sabah sabah. hayatta kalabilmek için çabalıyoruz ya günlerce, haftalarca, aylarca sonra bir de bakmışız yıllarca... tükendiğimi hissediyorum. yorgunum. hem de çok.