herkes biyerlere dağlıdı, hatta aynı şehrin içinde kaybolmaktalar. onlara göre ben hayal şehrinin bekçisiyim. ama kalabalığın içinde yalnızım, yalnızız, zorlanıyorum, zorlanıyoruz. (daha da yalnızlaştırdım kendimi, o ayrı dava.) bu kabuk değişimi hep olucaktı gün gelip hayıflanıcaktık, oldu da, olmakta da...
erkan baba bi şarkının arasında girip şu sözleri zikrettiğinde daha 16 yaşındaydım ve bir gün gelipte o üç cümlenin bu kadar acıtıcı, yol gösterici olacağı aklıma gelmezdi.
"altınova'ya bulut çökmüş pamuk gibi.
eski günler geri gelmiyor,
bak ki harput yok olmasın."
esas olan harput'u kaybetmemekmiş. zor, ama anladım.
birçoklarını kaybettik ama yine de arkadaşlar iyidir.
19 Ekim 2009 Pazartesi
10 Ekim 2009 Cumartesi
yastıkaltı
boyama kitabı gerek bana aslında,
hattan düşen bir çocuğun içini boyamak hususunda kararlı ve gözüyaşlıyım.
şu, yastığımın altındaki orman yangınını bilenler bilir,
şimdi bir yenisi başlıyor.
sahi,
boyalarım olucaktı yandaki yastığın altında.
nereye gittiler acaba...?
hattan düşen bir çocuğun içini boyamak hususunda kararlı ve gözüyaşlıyım.
şu, yastığımın altındaki orman yangınını bilenler bilir,
şimdi bir yenisi başlıyor.
sahi,
boyalarım olucaktı yandaki yastığın altında.
nereye gittiler acaba...?
3 Ekim 2009 Cumartesi
karmaşık mutluluk
kapkarışık, arapsaçı, girift... vb. günler günlere eklenince bir de bakmışım güzel şeyler var hayatımda. yaralar kaşınmaya kabukların altından pesbembe öpülesi deriler çıkmaya başladı. başka yaraları da beraberinde getirerek...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)