7 Şubat 2011 Pazartesi

bir 'cafe' nin anatomisi


ellerin ve ayakların ve müziğin sustuğu zamanlarda
eskimiş bir süpürge olur kolların ahşap zeminde
hafif bir ışıkta ağarır saçların
bütün trenler şehre uğrar sen giderken
koca bir tapınak açılır
keşişler koşuşturur
sabah olur
hayat akar
utangaçlıklar yeniden yerini alır
sanki hiçbir şey olmamış gibi.

'araf' ta,
kımıldamadan duran bir çöp bidonudur yüreğin.

bir insanın anatomisi pencereden içeride duran kayığa denktir.

ve sebep, riyakarlar diyarında bir kadeh 'jameson'sa
hoşgeldin demektir.

akşamın kiriyse,
çıkmak bilmeyen bir 'stencil'dir, 'zahid'in tetiğinde.


5 Şubat 2011 Cumartesi

içimin tazeliği III

gece akışkan
gece sahici
aklın alyuvarları sevişken

doğan bir sevgili zaman
gecenin aksi ve takdiri

gölgesi önüne düşen günden arta kalan
yeni pusulam.

4 Şubat 2011 Cuma

içimin tazeliği II

fazla söze gerek yok adamlar yazmış...

"Feel good
Feel good

City's breaking down on a camel's back
They just have to go 'cause they don't know wack
So all you fill the streets, it's appealing to see
You won't get out the county 'cause you're bad and free

Windmill, windmill for the land
Turn forever, hand in hand
Take it all there on your stride
It's ticking, falling down
Love forever, love is free
Let?s turn forever, you and me
Windmill, windmill for the land
Is everybody in?

Feel good
Feel good

You've got a new horizon, it's ephermal style
A melancholy town, where we never smile
And all I wanna hear is the message beep
My dreams they gotta kiss me 'cause I don't get sleep, no

Windmill, windmill for the land
Turn forever, hand in hand
Take it all there on your stride
It's ticking, falling down
Love forever, love is free
Let?s turn forever, you and me
Windmill, windmill for the land
Is everybody in?

Feel good
Feel good
Feel good

I'm so glad I've found this
I'm so glad I did
I'm so glad I've found this
I'm so glad I did

Feel good
Feel good"

öperim.

2 Şubat 2011 Çarşamba

içimin tazeliği I

mevsimler bir atın sırtında akıp gidiyor;
yerdeki ekmekleri toplayan masal kahramanları
doymak nedir bilmeden saldırıyorlar şarkılara

kakasını yapan bir kelebeğe rastlıyorum arkadaki yel değirmeninde

kurumuş yapraklar gibi uçuşup konuyor hayaller burnumun ucuna
gıdıklanan benliğim nefis bir rüzgara kaptırıyor ellerini

varoluş kaygıları etrafa saçılıyor porselen bir kumbaradan paramparça aşağı

(arkası yarın)